Blog'dan Yazılar

Sizler için profesyonel yazarlarımız ile hazırladığımız makalelerimizi okuyun ve kendinizi geliştirin.

Bilgisayardaki ses hataları
Bilgisayardaki ses hataları
1)Bilgisayardan her hangi bir ses alınamıyorsa: – Ses Çalma sorun gidericisini açmak için  sonra Denetim Masası‘nı açın. -Arama kutusuna “Sorun Giderici” yazın ve Sorun giderme Öğesini tıklatın.  -Donanım ve Ses altında, Kayıttan ses çalmayla ilgili Sorunları Gider‘i tıklatın.  2)Bilgisayarın ses kartını Windows tanımıyorsa: Windows’un ses kartınızı veya ses işlemcinizi tanıması için, uyumlu bir sürücü bulup yüklemeniz gerekir. Çoğu ses kartı ve ses işlemcisinin düzgün çalışması için sürücü yazılımı gerekir. Sürücü bulup yüklemek için üç yol vardır: -Windows Update’i kullanın. Windows Update’i önerilen güncelleştirmeleri otomatik olarak karşıdan indirip yükleyecek biçimde ayarlamanız gerekebilir. -Yazılımı aygıt üreticisinden yükleyin. Örneğin, aygıtınız bir diskle birlikte geldiyse, bu diskte aygıt sürücüsünü yükleyen yazılım bulunabilir. -Sürücüyü kendiniz karşıdan yükleyip kurun. Üreticinin web sitesinde bir sürücü arayabilirsiniz.    3)Hoparlörden gelen ses cızırdıyorsa: -Hoparlörlerinizin bilgisayarınıza doğru şekilde bağlandığından emin olun. – Birçok bilgisayarda bir ses kartına veya işlemcisine bağlanan mikrofon jakı, hat giriş jakı ve hat çıkış jakı da dahil olmak üzere üç veya daha fazla jak bulunur. Hoparlörleriniz hat çıkış jakına bağlı olmalıdır. Bunun hangi jak olduğundan emin değilseniz, hoparlörlerinizi her bir jaka sırayla bağlayıp ses çıkarıp çıkarmadığına bakın. – Bazı durumlarda, geliştirmeler olarak da adlandırılan isteğe bağlı hoparlör efektlerini devre dışı bırakarak sorunu geçici olarak çözebilirsiniz. Hoparlör efektlerini devre dışı bırakmak sorunu çözerse, ses sürücünüzü güncelleştirmeniz gerekebilir.
HDD SSD Farkı Nedir?
HDD SSD Farkı Nedir?
Depolama alanı bilgisayar seçiminde en çok dikkat ettiğimiz donanımsal özelliklerden biri oluyor. Bilgisayar alırken pek çok özelliği göz önünde bulunduruyoruz. En fazla önem gösterdiğimiz konulardan bir tanesi de hard disk oluyor. Hard diskler, uzun yıllardan beri bilgisayarlarda depolama aracı olarak kullanılan bir fiziksel bileşen durumunda. Bu bileşen, zamanla kendi teknolojilerini de geliştirdi ve kendi içerisinde evrimleşti. Özellikleri de gelişerek daha iyi bir yapıya büründü. En çok kullanılan hard disk türleri ise HDD ve SSD olarak karşımıza çıkıyor. HDD SSD farkı da burada önemli oluyor. İlk bakıldığında her iki disk türü arasında çok ciddi farklılıkların olduğu görülebiliyor. Yeni bilgisayar almak ya da bilgisayarını yenilemek isteyen kişiler genellikle hangi disk türüne yönelmesi gerektiğini araştırıyor. Bu yazımızda HDD SSD farkı konusunu ele almaya çalışacağız. ​​​​​HDD Nedir? HDD; bilgisayarlarda yer alan hafıza birimlerinden birisi olarak nitelendirilebilir. En geleneksel depolama araçlarından biridir. Bilgisayarda yer alan parçaların birçoğunda depolama alanları bulunuyor. Fakat HDD, ana depolama birimi olarak yer alıyor. Örneğin; RAM üzerinde depolanmakta olan bilgiler, bilgisayar kapatıldığında ya da elektrik kesilmesi gibi durumlarda kayboluyor. Fakat HDD diskler, verilerin kalıcı olarak depolandığı birim oluyor. Üzerinde şekillenebilir metallerin yer aldığı disk plakalar, HDD’nin ana yapısını oluşturuyor. Mekanik bir yapıya sahip olduğu için dış etkenlerden mümkün olduğunca korunmasında fayda bulunuyor. ​​​​​SSD Nedir? SSD, yine HDD’de olduğu gibi verilerin depolanmasını sağlayan birimlerden biri olarak bilgisayarda yer alıyor. Sahip olduğu teknoloji sayesinde bilgisayarların daha hızlı çalışmasını sağlıyor ve veri işlenmesini çok daha hızlı bir biçimde gerçekleştiriyor. Özelliklede işletim sistemlerinin SSD üzerine kurulu olmasının, bilgisayarların günlük kullanımını daha verimli hale getirdiği biliniyor. HDD’lere göre en ciddi farkı çok daha hızlı olmaları olarak görülüyor. Ayrıca HDD disklerde bulunan mekanik yapı, SSD’lerde yer almıyor. ​​​​HDD – SSD Farkı? ​HDD SSD farkı içerisinde en temel farkın disklerin yapısı olduğu görülebilir. HDD, verileri dönen diskler üzerinde depoluyor. HDD’lerde RPM değerinin olduğu görülüyor. Daha net açıklamak gerekirse RPM değeri, söz konusu disklerin dakikada kaç defa döndüğünü gösteriyor. SSD kartın yapısına bakacak olursak, üzerinde dönen disklerin bulunmadığını görüyoruz. Hatta herhangi bir hareketli parça da yer almıyor. SSD yapısı daha çok USB belleklere benziyor. Ancak her iki donanımın da işlevi aynı oluyor. Bilgisayarların işletim sistemleri, fotoğraflarınız, dosyalarınız; kısacası bilgisayarda yer alan her şeyi SSD ve HDD’ler içerisinde depolayabiliyorsunuz. ​HDD SSD farkı denildiği zaman bilinmesi gerekenlerden farklılıklardan biri de ses ve ısınma farkları oluyor. HDD, SSD’ye oranla çok daha sesli ve sıcak çalışıyor. Bunun nedeni ise HDD’nin mekanik yapısı olarak görülüyor. Veri işlenmesi sırasında HDD’lerden çıkan sesler, yüksek bir seviyeye kadar çıkabiliyor. SSD disklerde ise, hareketli dönen parçalar yer almadığından, herhangi bir titreşim oluşmuyor. Ses konusunda rahatsız etmiyor. HDD’ye oranla daha soğuk çalışabiliyor. HDD ve SSD disklerin bir diğer farklılığı ise enerji tüketimi konusunda karşımıza çıkıyor. HDD’ler, SSD’lere göre daha fazla enerji tüketiyorlar. Diskin marka ve kalitesine göre bu oran bazı durumlarda 2 katına kadar çıkabiliyor. ​HDD SSD farkı açısından can alıcı nokta ise hız konusunda oluyor. Bilgisayarlarımız her geçen gün daha da gelişiyor. Bu gelişim donanım ve yazılımsal alanda oluyor. Baktığımız zaman; SSD’ler, HDD’ye göre daha yeni bir teknoloji olarak yer alıyor. Daha gelişmiş bir depolama sistemi olarak kendini gösteriyor. Daha yeni bir aygıt olması sebebiyle, çağımızın en büyük gereksinimlerinden biri olan hız konusunda rakibine göre daha üstün bir konumda yer alıyor. SSD, kullanıcılarına son derece hızlı veri aktarımı yapabilme avantajını sunuyor. Özellikle de işletim sistemlerinin SSD üzerine kurulması birçok kişi tarafından tavsiye ediliyor.   ​İki aygıt arasındaki farklılıkları oluşturan unsurlardan bir diğeri de fiyat seviyeleri oluyor. HDD ve SSD fiyatları arasında farklar bulunabiliyor. Performans ve kullanım üstünlüğü yönlerinden bir adım önde olan SSD disklerin fiyatı HDD’ye göre biraz daha yüksek görünüyor. HDD SSD farkı için bir diğer başlık kullanım ömürleri oluyor. Kullanım ömrü bakımından da HDD’ler biraz daha güçlü özelliklere sahip oluyor. HDD’ler darbe almadığı takdirde uzun yıllar boyu güven içerisinde kullanılabiliyor. ​​​​​SSD mi, HDD mi? Bu soruya aslında sizin yanıt vermeniz gerekiyor. SSD kartın HDD’ye göre daha üstün bazı yönlerinden yukarıda bahsettik. Ancak konu fiyat tarafına gelince HDD’ler düşük fiyatlarıyla tercih olabiliyor. Eğer bilgisayarınızda performans ve hız istiyorsanız ve fiyat yüksekliği sizin için önemli değilse SSD kartı bulunan bir bilgisayar seçebilirsiniz. Ancak daha düşük fiyatlara daha yüksek depolama hacimlerine sahip olmak istiyorsanız HDD kart tercihiniz olabilir. Bazı kişiler, bu noktada fiyat ve depolama alanı dengesini kurmak için hem SSD hem de HDD kartı birlikte kullanabiliyor. Eğer yüksek depolama alanı ihtiyacınız bulunuyor ve fiyat konusunda çekinceleriniz varsa, bu yöntemi izleyebilirsiniz. Örneğin işletim sistemini bir SSD kart üzerine kurabilir, geri kalan depolama ihtiyacını ise HDD kart ile karşılayabilirsiniz.
İşlemci Nesli Nedir? İşlemcide Nesil Farkı Neden Önemlidir?
İşlemci Nesli Nedir? İşlemcide Nesil Farkı Neden Önemlidir?
İşlemcilerde nesil kavramının kullanılmasının en önemli nedeni, başta işlemci mimarisi olmak üzere donanımda yapılan iyileştirmeleri ve yenilikleri tanımlamaktır. Intel ile özdeşleşen nesil tanımlamalarının en önemli nedeni bu olurken, 10. nesil gibi son çıkan modeller, seleflerine göre çok daha iyi performans sağlamaktadır. 2018 yılı itibariyle Intel tarafından piyasaya sürülen 10. nesil işlemciler, numaralandırılmasının yanı sıra Comet Lake-S gibi isimlerle de tanıtılmıştı. Konu işlemci olduğunda, bilgisayar performansı doğrudan etkileneceğinden dolayı, her bir yeni nesil ile birlikte güç tüketimi, RAM desteği, önbellek gibi pek çok detayda yükseltmeler sunuyor. Mimaride yapılan bu köklü değişimler, kullanıcıların daha iyi performans elde etmesini sağlıyor.  İşlemcide Nesil Farkının Avantajları Nelerdir? Her bir yeni nesil ile birlikte nanometrede azalma yaşanır. Gerilim ısısına doğrudan etki eden nanometre, azalmasıyla birlikte işlemcideki ısıyı da arttırmaz. Böylece her yeni nesil işlemci, performansı arttırırken, daha düşük sıcaklıklarda bunu başarır. Bu aşamada ise sağlanan bir diğer avantaj güç tüketimidir. Transistörlerde yapılan artış, güç tüketiminde tasarruf sağlama noktasında da ciddi bir destek sunar. 8. nesil ile 9. nesil arasında fark, 5. nesil ile 10. nesil arasında farka göre çok daha azdır. Ancak özellikle son versiyonda HyperThreading gibi yeni nesil teknolojilerle desteklenen işlemciler, bir önceki nesle göre çok daha iyi performans sunabiliyor. Öyle ki 10. nesil ile yaratılan yeni mimari, önceki nesillere göre yüzde 18’e varan bir performans artışı sunuyor. Böylece uygulamalardan oyunlara kadar güçlü bir sistem isteyen tüm işlemlerde, en iyi verim 10. nesil ile sağlanabiliyor. İşlemcide nesil farkı, belirtilen başlıca nedenlerden dolayı önemlidir. Standart bir bilgisayar kullanıcısı için her ne kadar işlemcinin nesli çok ciddi bir fark yaratmayacak olsa da iş ya da oyun bilgisayarları için doğru donanım seçilmesi, alınacak performans nedeniyle çok kritiktir. 10. Nesil Intel i7 gibi trend ve yeni teknolojilerle desteklediğimiz bilgisayar modellerini inceleyerek performansta yeni bir deneyimin farkını siz de yaşayabilirsiniz. Not: İşlemci nesillerinde karıştırılan noktalardan birisi Core i3, i5 ve i7 gibi tanımlamaların nesli ifade etmesi. Ancak i3 gibi tanımlamalar, model isimleri olduğu gibi nesillerde 10. Nesil, 9. Nesil gibi tanımlamalar kullanılmaktadır.
Ekran Kartı Nedir?
Ekran Kartı Nedir?
Bilgisayarlardaki temel parçalardan birisi olan ekran kartı, bilgisayardaki komutların ekrana aktarılmasını sağlayan bir donanımdır. Bilgisayarda yapılan işlemler, işlemcinin eseri olarak bilinmektedir. Bu işlemlerin yani komutların ekrana yansımasını sağlayan parça ise ekran kartıdır. Ekran kartı, bilgisayara aktarılan görüntünün kalitesine doğrudan etki etmektedir. Yani ekran kartı ne kadar iyiyse sunulan görüntü de o kadar kaliteli olacaktır. Ekran Kartı Ne İşe Yarar? Ekran kartının temel işlevlerinden birisinin komutları ekrana yansıtmak olduğunu söylemiştik. Ancak bu işlem, yazıldığı kadar basit değildir. Özellikle de yüksek grafikli oyunlarda ekran kartının ne işe yaradığı çok daha iyi anlaşılmaktadır. Zira ekran kartı, diğer ara birimlerden (RAM, harddisk vs.) aldığı bilgiyi ekrana yansıtmaktadır. Bilgisayarda diğer parçaların yaptığı işlemleri kullanıcının görmesini sağlamaktadır. Kullanılan programın işlem yoğunluğuna göre ekran kartına binen yük de artmaktadır. Ekran kartı aynı zamanda oyunlardaki performanstan da sorumludur. Oyunlardaki ayrıntılı detayları ve yüksek grafikleri monitöre yansıtmak için güçlü bir ekran kartına ihtiyaç duyulmaktadır. Ekran kartının kalitesi, ekran tazelenme hızına da doğrudan etki etmektedir ve çözünürlüğün de temel belirleyicisidir. Daha yüksek çözünürlük ve tazelenme hızı için daha yüksek kapasiteli ekran kartı gerekmektedir. Ekran Kartı Çeşitleri Nelerdir? Bilgisayar satın alırken ekran kartı bölümünde "paylaşımlı” ya da "paylaşımsız” gibi tabirler yer almaktadır. İlk olarak bu tabirlere değinmemiz gerekmektedir. Paylaşımlı ekran kartı, anakarta tümleşik (onboard) olarak gelen ekran kartıdır. CPU’nun içerisinde bulunmaktadır. Bellek ihtiyacını sistem yani RAM bellek üzerinden karşılamaktadır. Bu nedenle sistem belleğinin bir miktarını kendi ihtiyacı için ayırmaktadır. Oyun bilgisayarları için ne yazık ki güzel bir özellik değildir bu. Eğer ağır işlemler yapıyorsanız ya yüksek kapasiteli bir RAM belleğe ya da harici bir ekran kartına sahip olmanız gerekebilir. Paylaşımsız ekran kartı da bu durumun tam tersi olarak bilinmektedir. Ekran kartının kendine ait bir belleği varsa ve ihtiyacını bu bellek üzerinden gerçekleştiriyorsa bu durumda paylaşımsız ekran kartı özelliğine sahiptir. Ağır bellek tüketimine ihtiyaç duyan uygulamalar için paylaşımsız ekran kartı kullanılması tavsiye edilmektedir. Bu sayede sistem belleği ekran kartı yüzünden azalmamış olur ve daha hızlı bir bilgisayar deneyimine sahip olabilirsiniz. Fizik yapısına göre paylaşımlı ya da paylaşımsız olarak çeşitlenebilen ekran kartları, veri yolu standardına göre de sınıflandırılabilir. VLB, PCI, AGB, PCI-Express ve harici ISA olarak birbirlerinden ayrılmaktadır ve tek farkları kullandıkları veri yoludur. Ekran Kartı Temel Bileşenleri Nelerdir? Ekran kartındaki temel bileşenler 4 adettir. Bunlar; VGA BIOS, GPU, RAMDAC ve Video RAM’dir. VGA BIOS, ekran kartının çalışması için gerekli olan komutları içerir. Ekran kartının hangi durumlarda çalışması gerektiğini belirler ve kullanım ömrünü uzatmaya yarar. GPU ya da grafik işlemci, görüntü işlemlerini CPU’ya yansıtmadan önce ekran kartında gerçekleştirir. Ekran kartının beyni olarak da bilinir. RAMDAC, ekran kartındaki görüntü belleğinin dijital verilerini, monitörde görüntülenecek şekilde hazır hale getirmesini sağlayan bir parçadır. Bu parçanın verileri dijitalden analog sinyallere dönüştürme hızı, aktarım hızını belirler. Ekran Kartı Fiyatları Ekran kartı fiyatları; Bellek tipi, Bellek arayüzü, Bellek miktarı, Grafik işlemci markası, Arabirim çeşidi ve Marka seçeneklerine göre değişkenlik gösterir. Eğer yeni nesil oyunları yüksek FPS değerinde oynamak istiyorsanız, 1500 liradan 20 bin liraya kadar uzanabilen skala içerisinde geniş seçeneklerden faydalanabilirsiniz. Normal işlemler için paylaşımlı ekran kartını kullanabilir ya da bin liranın altında bir harici ekran kartı satın alabilirsiniz.
Bilgisayarda Ekran Kartı Hataları
Bilgisayarda Ekran Kartı Hataları
Ekran kartı ile ilgili bir sorunla karşılaşmanız durumunda;-Öncelikle ekran kartı ile monitör arasında bağlantı kablosunu kontrol ediniz.– Bilgisayarınızın elektrik bağlantısını kesiniz.– Ekran kartı onboard (tümleşik) ise harici bir ekran kartıyla görüntünün gelip gelmediğini kontrol ediniz.– Sorunun giderilmesi durumunda anakart değiştirilebilir ya da harici ekran kartı takılabilir.– Ekran kartı harici ekran kartı ise slota tam olarak oturduğundan emin olunuz.– Yeni bir ekran kartı deneyerek sorunun giderilip giderilmediğini kontrol ediniz.   1) Masaüstü bilgisayarda 3 kısa beep sesi geliyor ve görüntü yoksa: -Ekran kartı çıkmış olabilir. Kontrol edilip yerine takılması gerekir.– Ekran kartı slot yuvasına tam yerleştirilmemiş olabilir. Kontrol edilerek doğru bir şekilde takılması gerekir.-Ekran kartında arıza olabilir. Arıza giderilemiyorsa, yeni bir ekran kartı alınmalıdır.   2) Ekran kartını soğutan fan çalışmıyorsa: -Ekran kartı üzerindeki fana ait ince güç kablosunun takılı olup olmadığını kontrol edin.-Ekran kartını çıkartıp fanın temizliğini yapınız. Tozlanma olduysa elektrik süpürgesi yardımıyla temizleyin.– Fan kısmını dikkatli bir şekilde çıkarıp fanı kontak sprey ile mil kısmını yağlayınız bu şekilde fanın devir hızına ulaşması kolaylaşacaktır. Not: Ekran kartı üzerindeki fanın dönmemesi halinde ekran kartınız aşırı ısınır ve sisteminize reset attırabilir.Bir süre sonra ekran kartı kullanılamaz hale gelebilir bunun için yukarıda bahsedilen yönergeleri uygulayın.   3) Bilgisayar kendiliğinde bir süre sonra kapanıyorsa:Bu sorun ısı ya da kısa devre kaynaklı durumlardan birisidir.– işlemci üzerinde bulunan işlemci fanı kontrol edilmelidir.-Fan kablosu çıkış olabilir, bu durumda kablosunu yeniden takın.-Fan dönmüyor olabilir ya da dönmekte zorlanıyor olabilir. Fanı değiştirmeniz gerekir.-Fan üzerinde bulunan aşırı tozlar temizlenmelidir.-İşlemci fanı ile işlemci arasında ki termal macun kurumuş olabilir. Bu macun yenilenmelidir.Bu işlemler yapıldığında bilgisayarda olan ısı sorunu çözülür.Kapanmasının bir başka sebebi de ekran kartı ısınmasıdır.Bilgisayar kapandıktan sonra elektrik fişi çekilip ekran kartına dokunulmalıdır. Eğer yüksek derecede ısı varsa sorun ekran kartından kaynaklanıyordur. ;-Güç kaynağı kontrol edilmelidir. Yetersiz kaldığında bu sorunla karşılaşılır.
3D nedir? 3 Boyutlu Modelleme nedir, ne işe yarar?
3D nedir? 3 Boyutlu Modelleme nedir, ne işe yarar?
3D, bir nesnenin en, boy ve derinlik algılarının aynı anda gözlemciye aktarılmasıdır. Gözlemci, bulunduğu noktadan baktığında, gözlemlediği objenin hem enini, hem boyunu hem de derinliğini algılayabilmelidir. Bu sayede gözlemlenen objenin 3 farklı boyutu aynı anda algılandığından, gözlemcide gerçekçilik hissi uyandırır. Bunun sebebi, günlük hayatta gördüğümüz her maddeyi hep 3 farklı boyutuyla algılamaya alışkın olmamızdır. Bunun karşılığı olarak üç boyutlu nesne dediğimizde, aslında zihnimizin en alışkın olduğu şeyi kasdetmiş oluyoruz. 3D (üç boyut) nasıl yapılır sorusuyla, oluşturulmak istenen 3 boyutlu taslağın gerçekçilik kazandırılması yönündeki çalışmanın nasıl yapılması anlatılmaktadır. Bunun için günümüzde çeşitli bilgisayar programları ve hardware ekipmanlar kullanılmaktadır. Örneğin 3D Max, Lumion, Sketchup gibi yazılımlar veya üç boyutlu yazıcılar ile çeşitli 3 boyutlu tasarımlar elde etmekteyiz. Bu tip programlar bize, yukarıda saydığımız en, boy ve derinlik hissini vererek objenin gerçekçi görünmesini sağlamaktadır. 3D (üç boyutlu) Modelleme Nedir? 3 boyutlu modelleme, bir nesnenin gerçek ölçüleri kullanılarak yapılan bire bir ölçeklemedir. Örneğin bir evin tasarımı yapılırken, 3 boyutlu programlar eşliğinde evin bire bir ölçeklenip proje çizimi yapılır. Dış cephe kaplaması, pencere ve kapı gibi belirgin detaylarını yerleştirilir. İç dizaynının mimari modellenmesi ve son olarak iyi bir render alınması ile 3 boyutlu modelleme hazırlanmış olur. 3D Modelleme Ne İşe Yarar? Üç boyutlu modelleme, bir nesnenin tasarımı ve bittiğinde nasıl olacağı hakkında fikir vermesi amacıyla yapılır. Örneğin bir araba tasarımı yaparken çeşitli 3D modelleme programları kullanılır. Bu programlarla arabanın boyutu, şekli, rengi gibi birçok detay önceden belirlenir. Bu sayede arabanın fabrikadan çıktığında nasıl görüneceği yüzde yüze yakın bir oranda gösterilmiş olur. Render Nedir? Render Nasıl Alınır? Render, çizimi veya modellemesi tamamlanan ham bir çalışmayı, bir yazılım (bilgisayar programı) kullanarak işleyip, gerçekçi bir resim veya video elde etme işlemine verilen addır. İyi bir render alabilmek için öncelikle iyi seviyede bir yazılım, ve tabiki sistem özellikleri güçlü bir bilgisayara ihtiyacımız olacaktır. Ayrıca iyi bir render öncesinde iyi bir tasarım da yapılmış olması gereklidir. Doğru ışık açıları, mantıklı yerleştirilmiş ve ölçeklendirilmiş objeler, giydirme veya kaplama dediğimiz doku ekleme çalışması ve son olarak iyi bir render ayarı yapmak gereklidir. Tüm bunlar tamamsa, tek bir düğmeye basarak ve belirli bir süre bekleyerek çok gerçekçi bir render almak gayet kolaydır. Render süresi bilgisayarın kapasitesine ve alınmak istenen çıktının içeriğine ve boyutuna bağlı olarak değişmektedir.
Mobil Programlama Nedir?
Mobil Programlama Nedir?
Günümüz teknolojisi ile bilgisayarların yerini mobil cihazlar almaya başladı. Kolay taşınabilmesi, bilgisayarların görevlerini yapabilmesi ve pratik olması bu durumda en büyük etken oldu. Bu da gerçekten müthiş bir iletişim, oyun, haber, teknoloji ve eğlence havuzu demek. Üstelik her geçen gün bu uygulamaların sayısı biraz daha artıyor. Peki bu uygulamalar nasıl yazılıyor? Mobil programlama yapabilmek için hangi dilleri bilmeliyiz? Bunu yapabilmek için genellikle C#, Java ve Swift dillerini bilmeniz gerekiyor. Tabi bunlar uygulamanın yazılacağı işletim sistemine (android, ios vb.) göre değişir.   Android programlama En yaygın işletim sistemlerinden birisi olan Android işletim sistemi için bir program veya oyun yazacaksanız Java programlama dilini öğrenmeniz gerekir. Java programlama dili ile Android Studio üzerinden mobil uygulama veya oyun yazabilirsiniz. IOS programlama En az android kadar kullanılan işletim sistemi olan IOS’da programlama yapabilmek için Swift diline hakim olmak gerekiyor. IOS’da ise Xcode isimli IDE kullanılıyor. Android programlama yani Java dilini bilen birisi kolay bir şekilde IOS programlama da öğrenebilir. Yaptığınız uygulamalara reklam ekleyerek Google Play Store veya App Store koyarak uygulamalardan gelir elde edebilirsiniz. Tabi uygulamaları eklemek için yayıncı hesabı açmanız gerekmektedir ve belirli bir ücret karşılığında yapabilirsiniz. Kotlin Google’ın her yıl geleneksel olarak düzenlediği lansman ve bilgilendirme etkinliği olan I/O’da Google, Android platformu için programlama dili olarak Kotlin’i destekleyeceğini duyurmuştu. Bununla birlikte Kotlin kullanımı arttı. Kotlin, Java ve Android ile 100% uyumlu bir şekilde çalışmaktadır. Desteklediği platformlar: JVM: Server-side uygulamalar Android Browser: Javascript tabanlı Native: MacOS, IOS ve gömülü sistemler Flutter Flutter, Google tarafından oluşturulan açık kaynaklı bir UI yazılım geliştirme kitidir (SDK). Android, IOS, Windows, Mac, Linux ve web için uygulamar geliştirmek için kullanılır. Rahatlıkla öğrenilebilecek sade bir dil olan Dart’a biraz bakarak Flutter’ı kolaylıkla öğrenebilirsiniz. Android için Java ya da Kotlin dilini ve IOS içinse Swift öğrenmeniz gerekmiyor. Google’ın bu SDK’yı çıkarmasındaki temel hedeflerinden biri; bir uygulama yazmak ve o uygulamanın her iki platformda da verimli bir şekilde çalıştırmaktır. React Native Facebook tarafından üretilen, cross-platform mobil uygulama geliştirme olanağı sağlayan bir framework’dür. Yine Flutter’da olduğu gibi tek uygulama yapılarak Android, IOS, Windows vb. ortamlarda çalıştırılır. Kendine özgü bir mobil uygulama uzantısı yok, uygulamayı geliştiriyorsunuz ve Android için .apk, IOS için .ipa uzantılarını alıyorsunuz. Android ortamına uygulama geliştirirken karşılaşacağımız hatalar Java hataları, IOS içinde Obective-C hatalarıdır. Ama kodlarken kullanacağımız dil React. Siz geliştirme ortamında bir bileşen tanımlıyorsunuz (örnegin; Text) ve React Native ilgili ortamda o bileşenin karşılığı ne ise (Android — TextView, IOS — UIView) sizin yerinize oluşturuyor. Bunun için de yazılan React (yani Javascript) kodlarını native dile (Java, Objective-C vb.) çevirirken babel adı verilen bir yapı devreye giriyor.
Ubuntu Nedir? Ubuntu Neden Kullanılmalı?
Ubuntu Nedir? Ubuntu Neden Kullanılmalı?
Ubuntu, Linux çekirdeğini kullanan ve özgürce kullanılabilen bir işletim sistemi olan Debian tabanlı açık kaynaklı bir Linux dağıtımıdır. Açık kaynak topluluğu, merak uyandıran projeler ve şirketler ile doludur, öyle ki Microsoft gibi kapalı kaynak ürünler geliştiren firmalar bile onu benimsemeye başlamıştır. Ubuntu, geniş kapsamlı bir takip ile geliştiren açık kaynaklı projelerden biridir. Başlangıçta kişisel bilgisayarlar için geliştirilmiştir, sunucularda ve akıllı telefonlarda kullanılabilir sürümleri geliştirilmiştir. Ubuntu'nun geliştirilmesi, Mark Shuttleworth tarafından kurulan İngiltere merkezli bir şirket olan Canonical tarafından yönetilmektedir . Ubuntu’nun birincil sürümünde GNOME (GNU Network Object model Ortamı) adında bir grafik kullanıcı arayüzü ve Linux için bir dizi masaüstü uygulaması kullanılmaktadır. GNOME temel olarak Windows masaüstü arayüzüne oldukça benzer ve Linux'u programcı olmayanların kullanması için kolaylaştıracak şekilde tasarlanmıştır. Her ne kadar GNOME birincil versiyon olsa da, birkaç başka dağıtım mevcuttur. Bunlar arasında Ubuntu Sunucu Sürümü, Ubuntu Stüdyosu, Edubuntu, Kubuntu, Xubuntu ve JeOS bulunur. Ubuntu, LibreOffice, Firefox, Thunderbird ve Transmission gibi birçok yazılım paketinden oluşur, bunlar varsayılan kurulumda ziyade farklı versiyonlarda daha fazla bulunur. Ubuntu'nun Faydaları Ubuntu, Windows ve diğer işletim sistemlerinde göre birçok faydaya sahipti. Ubuntu ücretsizdir: Ubuntu'nun ilk avantajı tamamen ücretsiz olmasıdır. Mac OS veya Windows'tan farklı olarak, kullanmak için herhangi bir ücret ödemeniz gerekmez. Ubuntu kolayca özelleştirilebilir: Windows bazı kişiselleştirme özellikleri sunsa da, Ubuntu diğer popüler işletim sistemlerine kıyasla çok daha fazla özelleştirilebilir. Bu, ubuntuyu tam olarak ihtiyacınıza göre kullanabilmenizi sağlar. Makinenizi daha verimli hale getirmemizi sağlayan Uİ'nin her bir özelliğini özelleştirebilirsiniz. Ubuntu daha güvenlidir: İşletim sistemlerinin çoğu kendi sorun paylarına sahiptir. Ancak Ubuntu, Windows gibi diğer işletim sistemlerine kıyasla çok daha güvenlidir. Makinenizi korumak için bu işletim sistemi üzerinde çalışırken bir ücret ödemenize gerek yok. Ubuntuyu kullanmanın iyi bir fikir olmasının nedeni budur. Bir flash sürücüden çalıştırılabilir: Çalıştırmak için kurmanıza gerek yoktur. Bir taşınabilir sürücüye yükleyebilir ve oradan çalıştırabilirsiniz. Bu, işletim sisteminizi nereye giderseniz gidin yanınızda taşıyabileceğiniz anlamına gelir. Geliştirme için iyi seçenek: Programlama ve kodlama için en iyi seçeneklerden biridir. Hemen kodlama yapabilmenizi sağlayan varsayılan araçlarla size birkaç seçenek sunar. Metin editörlerinin yanı sıra ofis takımları da doğrudan dahil edilmiştir. Bu, kodlamaya başlamak için işletim sisteminize ayrı derleyiciler veya yazılımlar yüklemeniz gerekmeyeceği anlamına gelir. Sık güncellemeler: Ubuntu tarafından sağlanan destek, diğer işletim sistemlerine göre çok daha iyidir. Herhangi bir hata veya güvenlik açığı oldukça hızlı bir şekilde yamalanır. Ayrıca, her güncellemeyle birlikte bir dizi yeni özelliğe de sahip olacaksınız. Bu, işletim sisteminizi daha verimli hale getirmenize yardımcı olacaktır. Sanal masaüstleri: Ubuntu, akıllı telefonunuzdaki ekran gibi size birden fazla masa üstü sunar. Farklı yazılımlar üzerinde çalışmak için farklı ekranlar arasında geçiş yapabilirsiniz. Bu, verimliliğinizi önemli ölçüde artırabilmenizi sağlar. Bunlar, bu işletim sisteminin diğer işletim sistemlerine göre avantajlarından sadece birkaçı. Toplamda, kullanımı sadece daha kolay değil, tamamen özelleştirilebilir dir; bu da diğer işletim sistemlerine göre daha iyi olmasını sağlar. Ubuntu ile Neler Yapabilirsiniz? Kısaca Ubuntu ile istediğiniz herşeyi yapabilirsiniz. Güçlü ve çok yönlü bir Linux dağıtımıdır. Ubuntu’yu sahip olduğunuz her cihaza teorik olarak kurabilir ve çalıştırabilirsiniz. Bu, Ubuntu'yu masaüstünüzde ve dizüstü bilgisayarınızda çalıştırabileceğiniz anlamına gelir. Ardından, web sitenizi bir sunucuda barındırmak için Ubuntu'yu kullanabilirsiniz. Ubuntu kullanarak ağınızdaki dosyalarınızı yedeklemek için ağa bağlı bir depolama aygıtı oluşturabilirsiniz. Ardından, IoT cihazı olarak kullanmak için bir Raspberry Pi ye Ubuntu Core kurabilirsiniz. Muhtemelen bunu okuyorsanız Ubuntu'yu masaüstünüze veya dizüstü bilgisayarınıza kurmayı düşünüyor olabilirsiniz. Orada bile birçok seçenek bulacaksınız. Ubuntu, her biri belirli bir amaç için veya bir masaüstü ortamı etrafında inşa edilen çeşitli programlar ile birlikte gelir. Masaüstü ortamları ubuntu'nun görünümünü ve hissini belirler. Ayrıca, dosya yöneticileri, arşiv araçları ve PDF görüntüleyicileri gibi herhangi bir grafik sisteme sahip yardımcı programlarını da içerir. Ubuntu herhangi bir masaüstü işletim sistemi gibidir. Ubuntu'da ihtiyaç duyabileceğiniz her türlü yazılımı bulabilirsiniz ve çoğu ücretsizdir. Ubuntu ayrıca mükemmel bir oyun işletim sistemidir. Ubuntu'ya Steam'i yükleyebilir ve Windows'a özel bazı oyunlar da dahil olmak üzere binlerce oyun oynamak için kullanabilirsiniz. Ayrıca, ekran kartınız için en yeni grafik sürücülerini Ubuntuya yüklemek de zor değil . Tam olarak aynı programları bulamıyor olsanız da, Ubuntu ile masaüstünde yapamayacağınız herhangi bir şeyi düşünmek oldukça zordur. Ubuntu'nun Geleceği Ubuntu için geleceğin ne getireceğini söylemek zor, ancak teknoloji dünyasının en gelişmiş alanlarında büyük bir oyuncu olmaya devam ediyor. Ubuntu her zaman bulut sistemlerde favori olmuş dağıtım ve sürümlerde yapılan iyileştirmelerle bu alanda ilerleme kaydetmeye devam etmektedir. Ayrıca AI ve makine öğrenmesi alanlarında da favori olmaya başlamıştır. Bu popüler Linux dağıtımı, IoT'ye özel bir sürümü olan Ubuntu Core'a sahiptir ve bu alanda da büyümeye hızla devam etmektedir.
Python Nedir? Python'un Tarihçesi
Python Nedir? Python'un Tarihçesi
Günümüzde özellikle popülaritesi arttığından dolayı veri analizi, makine öğrenmesi gibi alanlar başta olmak üzere birçok programcının zevkle ve kolaylıkla kullandığı Python nedir?   Python 1991 yılında Guido Van Rossum tarafından geliştirilen bir high-level programlama dilidir. Gerek kod yazarken tanıdığı özgürlük gerekse kolay syntax’i (sözdizimi) sayesinde, günümüzde en popüler programlama dilleri arasında yer alan Python gün geçtikçe daha da popülerleşmekte. “Python nedir?” sorusuna kısa bir cevap verecek olursak; neredeyse her amaç için kullanılabilen Python, obje yönelimli, yorumlanabilir ve dinamik bir programlama dilidir. Python Tarihçesi 1980’lerin sonunda Guido Van Rossum yaşadığı Amsterdam’da, herkesin rahatça kodlama yapabilmesi için bir high-level programlama dili üzerine çalışmaya başladı. Van Rossum bu programla dilini ABC’den ilham alarak yapmayı planlamaktaydı. Daha önce ABC’nin geliştirilmesine katkıda bulunan Rossum, eksikleri olduğunu düşünse de genel olarak ABC’nin özelliklerinden memnundu. Rossum, oluşturduğu ABC benzeri programlama diline Python (Piton) adını verdi. Günümüzde ismin bir yılan türü olan pitondan geldiği sanılsa da aslında Rossum’un çok sevdiği, BBC’de yayınlanan ‘Monty Python’s Flying Circus’ adlı komedi programından gelmektedir. 1991 yılında Van Rossum kaynak kodlarını 0.9.0 versiyonu olarak halkla paylaştı. Python’da diğer Java/C/C++ gibi dillere kıyasla bir kod parçacığını daha az satırda yazılması diğer programlamacıların dikkatini fazlasıyla çekti. 1994 yılının ocak ayında Python 1.0 sürümü yayınlandı. Bu yeni sürüm 0.9.0’dan farklı olarak lambda, map, filter ve reduce gibi fonksiyonları içeriyordu. 1.0 sürümü 1.6’ya kadar devam etti. 16 Ekim 2000 yılında Python 2.0 sürümü çıktı. 1 Ocak 2020 tarihinde 2.0 sürümünün geliştirme aşaması durdu ve 2.7 ile Python 2.0 son buldu. 3 Aralık 2008’de şu an son sürümü 3.8.3 olan ve bizim “Python Nedir?” diyerek bahsettiğimiz, asıl Python 3.0 yayınlandı.   Python Özellikleri Python, diğer programlama dillerine göre daha kolay bir syntax yapısına sahip olan bir programlama dilidir. Python blokları sınırlamak için whitespace indentation (satırbaşı) kullandığından Java, C, C++ programlama dilleri gibi kod bloklarını süslü parantezler ( {} ) arasına yazmanız gerekmez. Bu demek oluyor ki bir değişken atarken değişkenin tipini önceden belirtmek zorunda değilsiniz. Ayrıca, diğer diller gibi her ifadeden sonra noktalı virgül (;) zorunluluğunuz da yoktur. Java ve Python programlama dillerinde “whitespace indentation” ile tam olarak ne demek istediğimizi basit bir “Hello World” örneğiyle karşılaştıralım: Java : public static void main(String[] args){ System.out.println("Hello World"); } Python : print("Hello World") Küçük bir çıktı verirken bile aradaki fark oldukça belli oluyor. Bunun büyük ve binlerce satırlık projelerde olduğunu düşünürsek Python bu konuda oldukça avantaj sağlamış oluyor. Python; if-else koşul yapılarında ve for-while gibi döngüsel ifadelerde, mantıksal olarak diğer dillere göre bir fark göstermiyor. Ancak, list comprehension (liste kavrama) gibi birçok özelliği ile onlardan daha da ön plana çıkmakta. Örneğin, çoğu programlama dilinde değişken ataması yapılırken bizden değişkenin tipini girmemiz beklenir. Python’da ise bu zorunluluğumuz yoktur. Peki bu değişken atamanın farkı nedir? Hemen bir örnekle inceleyelim: Java : String word = "Teknoloji.org"; Python : word = "Teknoloji.org" Neden Python? Öğrenmesi ve kullanımı kolaydır. Syntax’ı oldukça rahat ve esnetilebilir olarak kullanabiliriz. Çok fazla kütüphanesi vardır ve yapacağınız çoğu işte bu kütüphaneler oldukça yararlı olacaktır. Dökümantasyonu oldukça fazladır. Birbirinden farklı ve kulanışlı IDE’lere (yazılım geliştirme ortamı) sahiptir. Windows, GNU/Linux, MacOS, Symbian gibi çok fazla işletim sistemi ile birlikte çalışabilmektedir. İş imkanları oldukça geniştir. Tamamen ücretsiz ve açık kaynaktır. Python’un Dezavantajları Just In Time (JiT) optimizasyonunu yapan bir araca sahip olmadığından dolayı Java, C ve C++ gibi dillere göre biraz daha yavaş kalır Low Level sistemler (makine dili) için pek uygun değildir. Başka bir programlama dilinden Python’a geçince syntax‘i çözmek biraz zaman alır. Python Kullanım Alanları Önceki başlıklarda Python nedir? sorusuna cevap verdiğimiz için şimdi de kullanım alanlarını ele alalım. Python ile gerek syntax yapısı olarak gerek kütüphaneleri sayesinde oldukça farklı alanlarda geliştirme yapılabilir. Başlıca iş alanları şunlardır: Web uygulamaları Veri Analizi ve Görselleştirilmesi Makine Öğrenmesi Oyun Geliştirme Kullanıcı Arayüzü Geliştirme Güvenlik Uygulamaları Ses veya Video tabanlı uygulama geliştirme Sonuç olarak, Python okunabilirliği ve daha kolay kodlanması sebebiyle en popüler programlama dilleri arasındaki yerini güçlü bir şekilde korumakta ve bir süre daha koruyacak gibi duruyor. Statista’nın paylaştığı verilere göre Python 2019 yılında en popüler diller arasında ilk sıradaydı.
Yapay Zeka Nedir ve Nasıl Çalışır?
Yapay Zeka Nedir ve Nasıl Çalışır?
Yapay zekanın sıradan bir yazılımdan farkı nedir? Akıllı robotlar nasıl çalışıyor ve süper zeka insan zekasını nasıl aşıyor? Geçen yazıda insan bilincinin nasıl çalıştığını gördük. Şimdi de yapay zekanın insan beynini nasıl taklit ettiğine ve kendi başına nasıl öğrendiğine bakalım. Yapay zekayı düşünmenin en iyi yolu yapabildiklerini insanların beceri ve yetileriyle karşılaştırmaktır. Sonuçta insanlar bildiğimiz en zeki canlılar ve yapay zeka da insan zekasını taklit ediyor. Aslında yapay zekayı sıradan bir yazılımdan ayırt etmenin en iyi yolu da bu: İnsan zekasını taklit eden yazılımlara yapay zeka diyoruz. Ancak, sırayla gidecek olursak yapay zekanın (YZ) bilgisayar bilimleri içinde yer alan geniş bir araştırma alanı olduğunu belirtelim. YZ’nin amacı, insanlardan bağımsız olarak çalışan zeki sistemler yaratmaktır. YAZILIMLAR VE YAPAY ZEKA Şimdilik bunu yazılımlarla yapıyoruz. Ancak, gelecekte tıpkı insan beyninde olduğu gibi, doğrudan donanımla çalışan bir altyapıyla da başarabiliriz. Nitekim Ex Machina filmindeki androit AVA’nıın yazılımı yoktu. Bunun yerine, insan beynine benzeyen ve yarı organik malzemelerden üretilen “ıslak donanımı” vardı.   YAPAY ZEKA NEYİ TAKLİT EDİYOR? Örneğin insanlar dil yardımıyla iletişim kuruyor ki YZ’de bunun karşılığı konuşma tanımasıdır. Ayrıca yapay zeka bunu genellikle istatistiksel olarak yaptığı için konuşma tanımasına da istatistiksel öğrenme diyoruz. Buna ek olarak insanlar belirli bir dilde yazıp okuyabiliyor. Bunu taklit etmek de NLP alanına giriyor, yani doğal dil işlemeye. Tabii insanlar sadece bilişsel yetilerle sınırlı değiller. Örneğin dünyayı gözleriyle görüyor ve gördüklerini beyinde işleyerek anlamlandırıyorlar. Bu da bilgisayar görüşü alanına giriyor. Bilgisayarlar görsel veriyi simgesel olarak işlemek için bilgisayar görüşü kullanıyor. Ancak, son yıllarda bunu yapmak için derin öğrenme tekniği geliştirildi ama buna daha sonra geleceğim. ORTAM VE NESNE TANIMA İnsanlar içinde bulundukları ortamı gözleriyle görerek dünyayı zihinlerinde canlandırabiliyorlar. Shakespeare’in tüm dünya bir sahnedir sözü biraz da buradan geliyor olabilir. Bu alana doğrudan yapay zeka ile alakalı olmamakla birlikte görüntü işleme diyoruz. Nihayetinde bilgisayar görüşü için görüntü işleme şart ve Facebook ile Amazon gibi başlıca e-ticaret siteleri bu tekniğin çok gelişmiş bir versiyonunu kullanıyor: Nesne tanıma. Nesne tanıma özelliği sayesinde bir fotoğraftaki grubun anne, baba, çocuk ve kediden oluşan bir aile olduğunu anlayabiliyor; hangisinin kadın ve hangisinin erkek olduğunu fark ediyorlar. Boyunu ölçüyor, beden ölçülerini alıyor ve ne renk giydiklerini fark ediyorlar. Ne giydiklerini anlayabildikleri gibi arkadaki ormanlık alanı da ayırt edebiliyorlar. Kısacası bilgisayar görüşü ve görüntü işleme, müşterilerin hangi ürünleri inceleyerek satın aldığını anlamakta da kullanılıyor. Bunun için kullanılan makine öğrenimi tekniklerine sonra geleceğiz.   DÜNYAYI ALGILAMAK İnsanlar içinde bulundukları ortamı anlamak kadar bu ortamda rahatça, örneğin genellikle tökezlemeden veya sağa sola çarpmadan hareket edebiliyor. İlk bakışta aklımıza gelmese bile işte bu yeti robotik, yani robotbilim alanına giriyor. Robotlar, insan hareketlerini taklit eden makinelerdir ve bunun için robotların zeki olmasına da gerek yok. Boston Dynamics’in Spot Mini robot köpeği veya Atlas robot atletini saymazsanız, otomotiv üretim hatlarında kullanılan robot kollar pek de zeki değildir. DESEN TANIMA İnsanlar aynı zamanda birbirine benzeyen nesneleri tanıyıp sınıflandırabiliyorlar. Örneğin, elmaları armutlar ve kırmızı topları mavi toplardan ayırt edebiliyor; hatta bu sayede harfleri sözcükleri, sözleri, anlamları anlayabiliyorlar. Filozof Platon’un yaklaşık 2500 yıl önce dediği gibi “benzer benzeri bilir” ve YZ’de buna desen tanıma diyoruz. SÜPER ZEKA Makineler desen tanımada insanlardan çok daha iyiler; çünkü 1) Daha çok veriyi daha kısa sürede toplayabiliyorlar. 2) Topladıkları veriyi çok boyutlu bir sanal matematik uzayında işleyebiliyorlar; yani bir konuya insanlardan çok daha farklı açılardan bakabiliyorlar. Biz de insandan zeki yapay zeka (süperzeka) geliştirmeye en çok bu alanda yakınız: Riziko bilgi yarışması şampiyonu IBM Watson ve Google’ın dünya ile olimpiyat go şampiyonlarını yenen Alfa Go yazılımı derin öğrenme ile desen tanıma tekniği kullanıyor. Dahası İnsan Bilinci Maddenin Fiziksel Bir Hali mi yazısında anlattığım gibi, insan bilincini türedi kavram olarak gören Ray Kurzweil ile modern nörologlar da insan beyninin, nöronlardan oluşan doğal desen tanıma birimleri kullandığını söylüyor. MAKİNE ÖĞRENİMİ Veriyi bu şekilde çok boyutlu olarak analiz eden ve insanlar yardımıyla ya da kendi başına öğrenen yapay zeka yazılımlarının yaptığı işe makine öğrenimi diyoruz. Şimdi hazır konu gelmişken biraz da insan beyninden söz edelim: NETWORK ZEKASI İnsan beyni nöronlardan (sinir hücreleri) oluşan organik bir ağdır ve yeni şeyleri bu altyapıyla oluşturduğu network zekasıyla öğreniyor. Öyle ki beynin yapısı ve işlevlerini bir şekilde taklit etmeyi, kopyalamayı, türetmeyi ve benzetmeyi başarırsak makinelere de bilişsel yetiler kazandırabiliriz. İnsan gibi düşünebilen, insan kadar zeki olan robotlardan kast ettiğimiz budur. YZ’de buna yapay sinir ağları (neural networks, nöral ağlar) diyoruz. Yapay sinir ağları makine öğreniminin en karmaşık ve en derin öğrenme sistemidir. Bu yüzden bu tekniğe derin öğrenme diyoruz. Derin öğrenmeyi Capsule Network ve Datarobot yazılarında detaylarıyla anlattım. Ancak, insanların gözüne bir şey kaçınca yaptığı otomatik gözünü kırpma hareketi gibi reflekslerin düşünceler ve bilinçli hareketlerden daha hızlı olması gibi, derin öğrenmenin de en hızlı makine öğrenimi yöntemi olduğunu söyleyebiliriz. En azından çok büyük miktarda veriyi olabildiğince çabuk işleme açısından…   EN DERİN ÖĞRENME Bu bağlamda birden fazla derin öğrenme tekniği olduğunu belirtelim. Bunlar insan beyninin yeni şeyler öğrenme yetisini farklı şekillerde taklit eden farklı derin öğrenme türleridir. Hatta içlerinde aldığı kararları nasıl ve neye göre aldığını söyleyen, böylece hem hukuki hem de mali sorumluluk taşıyabilen derin öğrenme teknikleri bile var (ayrıca yazacağım). Örneğin görselleri soldan sağa veya yukarıdan aşağıya tarayarak, yani hiyerarşik olarak analiz eden yapay sinir ağlarına evrişimli nöral ağlar (CNN) diyoruz. Bu derin öğrenme tekniği Latin alfabesinde yazıları soldan sağa okuyarak anlamayı taklit edebiliyor. CNN, bir fotoğraftaki yetişkinleri çocuklardan ayırmak veya yüz tanımakta kullanılabiliyor.   ANILAR VE YAŞANTILAR İnsanlar geçmişi, örneğin dün akşam ne yediklerini hatırlayabiliyorlar. Biz de yapay zeka alanında geçmişi sınırlı olarak hatırlayabilen bir yapay sinir ağı sistemi kurabiliriz. Buna da tekrarlayan nöral ağ diyoruz (RNN). Bunun dışında bir de türetken hasım algoritma nöral ağı var (GAN). Örneğin bir yapay zeka yazılımına gerçek fotoğraftan ayırt edilemeyen resimler çizme görevi veriyorsunuz. Diğerine de bilgisayar grafiklerini gerçek resimlerden ayırma hedefini. Zeki sohbet botları gibi birbiriyle iletişim kuran bu iki yazılım aralarında rekabet ediyor. Sonunda çok gerçekçi insan yüzleri çizmeyi öğreniyor. Kısacası yapay zeka iki şekilde çalışıyor: Sembolik olarak (görsel tanıma) ve veri tabanlı olarak (makine öğrenimi, desen tanıma vb.). Robot bilimi ve görüntü tanıma sembolik öğrenme kapsamına giriyor. İstatistiksel öğrenme (IBM Watson) ve derin öğrenme ile birlikte makine öğrenimi ise veri tabanlı bilgi-işlem kapsamına giriyor. PEKİ YA DESEN TANIMA? Desen tanıma hem sembolik bilgi-işlemi (resim tanıma), hem de veri tabanlı bilgi-işlemi kullanıyor (Örneğin çizgilerden harfleri tanıma, resimdeki nesneleri tanıma, yüz tanıma, harfler arasındaki bağıntıları tanıyarak sözcüklerle cümleleri okuma, hatta çağrışımlı-kavramsal düşünme bu alana giriyor). İnsan beyni özünde desenleri tanıyor; çağrışımlı, bağlamsal, kavramsal ve sembolik düşünüyor. Böylece yaratıcılık, esinlenme, sezgisel düşünme gibi yetilerden yararlanarak kurumsal dinler, felsefi görüşler, devletler gibi sistemik yapılar kuruyor. Buna ek olarak sanat ve edebiyat gibi tematik yapılarla uğraşıyor. ANCAK YZ’DE BUNU YAPMAK ZOR Nitekim makine öğrenimi söz konusu olduğunda yapay zekayı büyük veriyle, çok büyük veriyle beslemek zorundayız. Örneğin, IBM Watson’ın kanser araştırmalarında doktorlara dolaylı önerilerde bulunabilmek için milyonlarca sayfalık hasta kaydı ve araştırma makalesi okuması gerekiyor. REKLAM VE PAZARLAMA En basitinden, elinizde satış ve reklamlar arasındaki ilişkiyi gösteren milyonlarca veri noktası varsa bunların kalıbını çıkararak bir desen (bağıntılar) saptayabilirsiniz. Bir bilgisayar da yapay zeka yardımıyla bu deseni öğrenirse öğrendiklerinden yola çıkarak satışların artacağı yönünde öngörülerde bulunabilir. Bunu insanlar da yapıyor; ancak bizler en fazla üç boyutta düşünebiliyoruz. Makineler ise konuyu daha fazla boyutta analiz edebiliyor. Bu yüzden hiç fark etmediğimiz detay ve bağıntıları ortaya çıkarıyor. Örneğin, bir fabrikada üretimi yavaşlatan asıl kök sebebi saptayabiliyor. Oysa bu tür kök sebepler genellikle insanların gözünden kaçıyor. Sonuçta yapay zeka insanların asla yapamayacağı öngörülerde bulunuyor. Süper zeka desen tanıma tekniği ile işte bu şekilde ortaya çıkıyor. YAPAY ZEKA İLE NE YAPACAĞIZ? Makine öğrenimi tekniklerini kullanarak iki şey yapabiliriz: Sınıflandırma ve öngörülerde bulunma. En basitinden, müşterilerinizin yaşını öğrenerek onları genç ve yaşlı müşteriler olarak ikiye ayırabilirsiniz. Bu sınıflandırmadır. Öte yandan, büyük veri kullanarak pek yakında rakibinizin müşterisi olup olmayacaklarını da anlayabilirsiniz. Bu da öngörülerde bulunmadır (insight, içgörü dediğimiz şey). ÜÇÜNCÜ GÖZ Yapay zeka için kullanılan öğrenme algoritmalarını başka bir şekilde de düşünebiliriz: Bir algoritmayı aynı zamanda yanıtı içeren bir veri kümesiyle eğitirseniz buna güdümlü öğrenme diyoruz; yani insanların yardımıyla öğrenen yapay zeka. Örneğin, YZ’nin arkadaşlarınızı ismen tanımasını istiyorsanız onları tek tek bilgisayara tanıtmanız gerekir. Buna karşın, yapay zekanın büyük veriyi kendi başına analiz ederek desen tanımasını sağlarsanız bu da güdümsüz öğrenme olur. Mesela teleskopla evrendeki yıldızların fotoğrafını çekip bunu yapay zekaya verebilir ve resimlerdeki yıldızların rengine bakarak kırmızı devlerle sarı cüceleri saymasını söyleyebilirsiniz. DENEME YANILMA Bir bilgisayara hedef verir ve o hedefe deneme yanılma yöntemiyle ulaşmasını söylerseniz bu pekiştirmeli öğrenmedir. Atlas robotun atletler gibi takla atmayı öğrenmesi için bu yöntem de kullanılıyor. BÖYLECE Yapay zekanın ne olduğunu, yapay zeka ile sıradan yazılımlar arasındaki farkı ve yapay zekanın, insan beyninin desen tanıma ile öğrenme gibi en temel özelliklerini nasıl taklit ettiğini gördük. Peki süper zeka gelince insanları yok edecek mi? Onu da Robotlaşma ve İşsizlik ve Bilimkurgudaki En Şeytani 20 Süper Zeka yazılarında okuyabilirsiniz. Yoksa asıl insanlar mı robot oluyor diyerek endüstri 4.0’daki giyilebilir robotlara da göz atabilirsiniz. Hepinize iyi tatiller.
Sunucu nedir? Sunucular nasıl çalışır, türleri ve maliyetleri nelerdir?
Sunucu nedir? Sunucular nasıl çalışır, türleri ve maliyetleri nelerdir?
Kuruluşların verilerine hızlı bir şekilde erişme ihtiyacında kritik nokta etkili ve verimli bir bilişim altyapısıdır. BT altyapılarının hayati parçası ise sunuculardır. Sunucu; aynı ağdaki diğer bilgisayarlara (istemci) bilgi gönderen güçlü bir bilgisayardır. İstemci, verileri iletirken sunucunun bağlandığı kişi veya cihaza denir. Söz konusu ağ ise iş ağı gibi yerel bir ağ veya birden çok konumda daha geniş bir ağ olabilir. Sunucular, verilerin depolanması veya gönderilmesi sırasında devreye girer. İnternet üzerinden dosya gönderip aldığınızda, uygulamaları veya programları indirdiğinizde veya iş dosyalarınızı buluta kaydettiğinizde, çeşitli sunucularla etkileşim halindesinizdir. Sunucular; maliyet, kontrol, güvenlik politikaları ve iş süreci entegrasyonu gibi nedenlerle şirket içinde barındırılabilir. Tipik bir iş ağı ortamında, tüm posta trafiğinden sorumlu bir posta sunucusu veya kurumsal veritabanını barındıran bir veritabanı sunucusu bulabilirsiniz. Sunucuların aşırı ısınmaması için bu şirketlerin, genellikle büyük fanlar veya klimalar tarafından serin tutulan bir odaya sahip olmaları önemlidir. Sunucular uzak veri merkezlerinde de yer alabilir. Veri merkezlerinde sunucular geniş güvenlik ve soğutma önlemleri altında sürekli izlenir. Sunucuların kesintisiz çalışabilmesi için yedek jeneratörleri olan devasa klima üniteleri tarafından aşırı ısınması engellenir, altyapı yedekliliği ve yüksek kapasiteli bağlantı hızına sahip olmaları sağlanır ve yangın önleme gibi sistemlerle yüksek güvenlik standartları altında korunurlar.   Sunucu Türleri Çoğumuz sunucu dendiğinde bir web sunucusunu düşünürüz, ancak posta sunucuları, dosya sunucuları, faks sunucuları, veritabanı sunucuları, sohbet sunucuları, ses sunucuları ve uygulama sunucuları dahil olmak üzere birçok farklı sunucu türü vardır. Web Sunucusu Web sunucusularına, bir web sitesinin alan adı kullanılarak erişilir. Yani bir web sunucusu, kendisine bağlanan bilgisayarlara web sayfaları sunar. Ayrıca PHP, ASP ve JSP gibi komut dosyası dillerini de çözebilir. Bir web sitesinin başarısı sadece içeriğine ve işlevselliğine değil, aynı zamanda onu destekleyen web sunucusunun verimliliğine de bağlıdır. Bir web sunucusu, dijital kamera gibi bir cihaza da gömülebilir. Bu, kullanıcıların yaygın olarak bulunan bir web tarayıcısı kullanarak cihazla iletişim kurmasını sağlar. E-posta Sunucusu Bir posta sunucusu, kullanıcıların e-posta hesaplarını saklar ve e-posta mesajlarının gönderilip alınmasını sağlar. E-posta kullanırken IMAP, POP veya SMTP’ye referanslar görüyorsanız, üçüncü taraf bir e-posta sunucusuna bağlanıyorsunuz demektir. Dosya Sunucusu Dosya sunucusu, diğer bilgisayarlar tarafından erişilebilen dosyaları depolayan bir bilgisayardır. Dosya sunucuları genellikle yerel ağlarda kullanılır ve kendisine bağlanmak için parola veya yetkilendirme gerektirir. Oyun Sunucusu Çevrimiçi bir oyun yüklemek, bir sunucuya bağlanmanız demektir. Her oyunun genellikle kendi sunucusu vardır. En büyük çevrimiçi bilgisayar oyunlarından uygulama tabanlı akıllı telefon oyunlarına kadar tüm oyunlar, oyuncuların oynaması için gerekli bilgileri göndermek ve almak için sunucuları kullanır. Bir oyunun yüklenmesi için uzun süre beklediyseniz, sorun sunucudaki tıkanıklık olabilir. Proxy Sunucusu Bir kişinin bilgisayarı ile başka bir sunucu arasında üçüncü taraf bir aracı olduğunda bu aracı, proxy sunucusu olarak bilinir. Çoğu işletme internet bağlantısı, verileri güvende tutmak ve çalışanlarının yalnızca izin verilen web işlevlerini kullanmasını sağlamak için ağa bağlı bilgisayarlarında proxy sunucuları kullanır. Proxy’ler içeriği filtrelemeye, internet trafiğini hızlandırmaya ve yetkisiz kullanıcıların ağa erişimini engellemeye yarar. Video Sunucusu Telefonunuzda Netflix’i açtığınızda veya akıllı televizyonunuzda Amazon’dan film izlediğinizde bir video sunucusuna erişmiş olursunuz. Filmler, diziler, belgeseller ve TV şovları bu sunucularda kayıtlıdır ve talep ettiğinizde size iletilir.   Bir Sunucunun Maliyeti Nedir? Sunucuların birkaç yüz dolardan başlayan fiyatları ve binlerce dolara mal olan türleri vardır. Sunucu satın almanın bakımı, izlenmesi, doğru koşullarda korunması zor ve maliyetli olduğundan çoğu bireysel kullanıcı ve işletme hosting (barındırma) sağlayıcılarından sunucu kiralama yolunu seçer. Sunucu kiralamak, bir hosting şirketine aylık ödemeler yaparak bilişim alt yapınızı kiralamak şeklinde tanımlanabilir. Sunucunuz için donanımın kurulumundan ve bakımından firma sorumludur. Daha fazla kaynağa ihtiyaç duyduğunuzda, gerekli bileşenleri artırabilirsiniz.Sunucu kiralarken en yaygın seçeneklerin; paylaşımlı hosting, VPS – VDS (Sanal Sunucular), bulut sunucular ve dedicated server olduğunu söyleyebiliriz. Dedicated Server; tamamen tek bir kullanıcıya ayrıldığı için ve kaynaklar paylaşımsız olduğu için en güçlü ve en güvenli hosting çözümüdür. Fiyat, ne kadar veri depolayacağınıza, göndereceğinize ve ölçeklendirme ihtiyacınıza bağlıdır. Hızla büyümeyi bekleyen şirketler, ihtiyaçları ile genişleyebilen sunucu çözümlerine yönelmelidir.   Sunucular Nasıl Çalışır? Sunucular, Köprü Metni Aktarım Protokolü (HTTP) kullanarak tarayıcılarla iletişim kurar. Gerekli sunucu yazılımı yüklüyse ve donanım iş yükünü işleyecek kadar güçlüyse hemen hemen her bilgisayar sunucu olarak kullanılabilir. Fiziksel sunucular, masaüstü bilgisayarlara benzer ancak çok daha güçlü bileşenlere sahiptir. Bir sunucu işletim sistemi üzerinde çalışırlar. Günümüzün modern bilgi işlem dünyasında, çoğu fiziksel sunucu iki veya daha fazla sanal makine (VM) çalıştırır. Birden çok VM aynı fiziksel bilgisayarda aynı anda çalışabilir. Sunucular için, birden çok işletim sistemi, onları yönetmek için hipervizör adı verilen bir yazılım parçasıyla yan yana çalışır. Her VM; CPU’lar, bellek, sabit sürücüler, ağ arayüzleri ve diğer cihazlar dahil olmak üzere kendi sanal donanımını sağlar. Sanal donanım daha sonra fiziksel makinedeki gerçek donanımla eşleştirilir. VM’ler ayrıca yedekleme ve kurtarma kolaylığı gibi ek faydalar da sağlar.Çok sayıda RAM ve hızlı sabit disk, sunucuya gelen ve giden yoğun trafikle başa çıkmaya yardımcı olur. Sonuç Pandemi nedeniyle teknolojinin, günlük hayatımızı sürdürmedeki rolü ciddi anlamda artış göstermiştir. Çok sayıda insanın evden çalışması, online eğitim alması ve online alışveriş yapıyor olması BT altyapısı ihtiyacının artmasına yol açmıştır. Ek olarak eriştiğimiz, analiz ettiğimiz ve depoladığımız veri miktarı arttıkça sunuculara duyulan ihtiyaç da artmaktadır.Verilerinize erişmenin ve onları depolamanın sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesi için doğru sunucu çözümlerine yönelmek, başarıya giden yolda önemli bir adımdır.
Isparta Web Tasarım
Isparta Web Tasarım
Isparta Web Tasarım 2021 kapsamında yaptığımız yeniliklerle Isparta’nın bilinen en iyi Web Tasarım Şirketleri arasındaki yerimizi almış bulunmaktayız. Bugünün iş dünyasının dijital ortamında, her şirketin amacı ne olursa olsun bir web sitesine ihtiyacı vardır. Web sitenizin modası geçmişse, ziyaretçileri potansiyel müşterilere dönüştürmüyorsa veya sadece memnuniyetinizi karşılamıyorsa, bir web tasarım şirketinden profesyonel web tasarım hizmetleri almanız gerekmektedir. Aktif Bilgi Teknolojileri olarak Isparta Web Tasarım 2021 yılı trendleri ve yenilikleriyle sizlerin yanındayız. Özgün tasarımlar ve içerikler sayesinde sizde sanal dünyadaki yerinizi en ön sıradan alacaksınız. Her sene olduğu gibi bu sene de güncel hizmetler vermeye devam ediyoruz.   Isparta Web Tasarım 2021   Asimetri ve Acımasızlık Işığında Serbest Tasarım Asimetri ve acımasızlık serbest tasarıma ilham verdi. Bu son birkaç yıldır vermeye de devam ediyor. Son zamanlarda, bu tür tasarım ifadelerinin vahşilik ve daha cesur görsel parçalar olarak yükselmesiyle işe yaradı. Web tasarımında çok az sayıda asimetri vardır, ancak hepsi statik tasarımları kasıtlı olarak bozar ve kullanıcı dikkatini çok daha etkili bir şekilde yönlendirir.   Çizimler ve Animasyonlar Her geçen gün daha fazla medya şirketi ve markaların benzersiz bir görsel stil oluşturmak için illüstratörleri işe aldığını görmekteyiz. Çizimler bir marka için bir ton belirliyor ve içeriğine oynaklık katıyor. Çizimleri kullanmanın en iyi yanı pratiktir olmasıdır. Çizimler herhangi bir boyut, stil, renkte olabilir ve herhangi bir tasarıma sorunsuzca eklenebilir. Animasyon, 2021’deki eğilimlerinde görüldüğü gibi, web tasarımında yeni bir standarttır. Animasyonlar, daha fazla bilgiyi verimli bir şekilde çevirmeyi, dikkat çekmeyi ve birkaç saniye içinde bir hikayeyi anlatmaya yardımcı olmayı sağlar. Logolar, arka planlar ve menüler canlandırılır, bu da daha iyi katılım anlamına gelir.    Video İçerik ve Akışkan Geçişler Videolar artık sadece izlenecek bir şeyden çıkıp bir marka sunumunun ve iletişiminin bir parçası oluyorlar. Video içeriğini, yalnızca tipik ana sayfa videosu yerine bir web sitesinin birden çok alanında göreceğimiz zamanlar çok yakın. Sizde daha fazla beklemeden Isparta Web Tasarım 2021 standartlarına geçiş yapın. Videolar; hızlı ve görsel olarak çok sayıda bilgi sunabilir, 2021’deki web tasarım güncellemelerinde önemli bir pay sahibi olacak. Videolar, akışkan geçişler ile birleştiğinde ortaya görsel bir şölen çıkacak. Bu sayede potansiyel müşterileriniz hem bilgi sahibi olacak hem de internet siteniz daha fazla zaman geçirecek. Aktif Bilgi Teknolojileri, uygun maliyetli, yüksek performanslı müşteri odaklı üretim ve web siteleri konusunda uzmanlaşmış bir şirkettir. Isparta Web Tasarım 2021 trendleri ışığında sizleri 1 numara yapmayı hedefliyoruz. Daha fazla beklemeden bizimle iletişime geçebilir, yüksek standartlardan ve uygun fiyatlardan anında yararlanabilirsiniz.
izmir dijital ajans dijital pazarlama